Huzurun Sesi

15 04 2007

 

huzurun kanat çırparkenki sesini duyanınız var mı?

ya o süzülüşündeki dinginliği göreniniz
ses sınırının aşıldığı yerdir orası ve hareketler, insanı yavaş yavaş kendinde kaybeder.

tebessümlerin güller kadar yavaş açıldığı yerdir ve “an” alabildiğine genişlemiştir.

orada, o gülün açılışında yavaş yavaş seyretmek kendini…

orada kaybolmak, bulunmak istemeyerek…

nasıldır bilir misiniz?

ve nasıl bağımlıyım ben ona şimdi, nereye kaçayım ayağımın bastığı her yer sürgünümü perçinlerken ve ne yapmalıyım huzurun sesine olan inancımı yavaş yavaş kaybederken.

inancım, ses duvarının “hızla aşıldığı” yöne doğru kayarken ne yapmalıyım da bir tebessümde kaybetmeliyim ruhumu…
imkansızın içimde yankıyan sesi yüzüme çarpa çarpa yükseliyor…

artık hiç bir şey yazılası değil.

semender





Şiirler 2

15 04 2007

 

PALYAÇOLAR AĞLAMAZLAR

kalk ayağa, palyaçolar ağlamazlar

çocukların düşlerine gülüşler ekmelisin

bu rengîn elbiseni çıkar ağlayacaksan

seni bilen böyle bilsin

TENİMİN ÇOCUKLARI

tebessüm zannetme yüzümdekileri

hicranın ateşten çukurlarıdır

mutluluk değmemiş ellerine

tenimin yetim çocuklarıdır

SANCIDAN KANATLAR

ayağı kırık güvercin uçarken özgür

çünkü dünya gözden düşmüştür

kuşlar gibi…

fakat onlar sancıyla uçmaktadırlar

ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN GEREKLİLİĞİ

sevgili,ince sabahlar gibi sarmalı yüreğimi

renginde perde perde bir tomurcuk açmalı

ıslak kokularla tutmalı bileğimi

ben gülde ararken o sümbüle kaçmalı

konuşurken kuşlar yükselmeli içimde

kanat sesleri gelmeli göğüs kafesimden

ufukları fark edince gözbebeklerinde

bahsetmeliyim ona kuşlardan ve sesinden

akşam vurunca sularla cama

sevgili ağlamasın görmek istemem

hüzün kokar ayrılığın gülleri ama

sevgili yanağına yakışmaz şebnem

BERABER VERELİM GÜLLERE İSMİNİ, SEN DAHİL HİÇBİRİ AYRI KOKMASIN

adını ne bilsin gecemi bilmeyen

hem soramam onların gözleri AYDIN,

umut nasıl tatlı, umut ki bitmeyen…

sengözlerine değsen inan solardın

adını ne bilsin gecemi bilmeyen

semender





Şiirler

15 04 2007

 

yenidünya seni hayırla yâd etmeyeceğim

dedem mumdan gemilerle geçti ateş denizlerinden

senin de bir marifetin varsa görelim

yoksa toprağında hasadından umduğum isim

yenidünya seni hayırla yâd etmeyeceğim

————————————————————————

çözülsün benim de parmaklarım

zamanı hırsla kavrayan ellerim olacaksa

alkıştan nasır tutmuş ellere uzanacaksa

seni unutacak, unutacak ve yazmayacaksa

çözülsün benim de parmaklarım

—————————————————————————–

varsın kanat toplamasınlar avuçlarımda fakat bilesin

güvercinlerin ellerine benzediğini

ve şimdi ellerin kokuyor hanımelleri

rengini beyaz bir buluttan emmiş güvercinler gibi

süzülerek şiirime sokulan

ellerin kokuyor hanımelleri

————————————————————————–

hangi dilde arayayım ismini hiçbir dudaktan dökülmemişken

anılmış adın bin ömür dudak ardı bir dilden

semender





Taş ve Ateş

15 04 2007

 

Bu malzemeler cehenneme ait değil mi?

Dünyada cehenneme attınız bizi

Rahat mısınız o sıcacık yataklarınızda

Yoksa siz mi cehennemdesiniz?

Uzaklarda, Anadolu’da bizi duyan var mı?

Yok, çoktan unutuldu “kardeş” olduğumuz

Size dokunmayan yılan kardeşiniz oldu değil mi?

Kendi sesinizi duymuyor, düşmanla yaşıyorsunuz

Lalezar Çelebi, 19.02.2006





Sakladım Seni

15 04 2007

 

Senin sevmedeğin mevsimleri bile sevmedim ben

Ne seni üzmek ne de seni koparmak isterim toprağından

Goncam benim ilk baharda çiğ tanem

Başkası değil kendimden sakladım seni

Lalezar Çelebi, 01.02.2007





Kalb

15 04 2007

 

Yâ Rab kafire küfür lazım imiş

Mü’mine iman dolu dost

Kalbler senin emrinde dönüp durur imiş

Kalblerimizi aşkın ile tavaf ettir Yâ Rab

Lalezar Çelebi, 24.01.2007





Lâle-i Siyeh-Rû

15 04 2007

 

Âh Lâle’m kafir gibisin

Gece gibi simsiyah her şeyi gizliyorsun

Var mısın lâle-i siyeh-rû

Varsın ancak zümrüdüanka gibi….

Lalezar Çelebi, 22.01.2007 /21.41





Modern İnsan

15 04 2007

 

Ey modern insan bana aşktan söz etme…

Sana hiç ama hiç yakışmıyor, sen aşık değil sadece dilbazsın.

Sen değil ancak bülbül bahsedebilir bana aşktan.

Aşkın acısını ancak bülbül anlatabilir; ama sen bülbülün sesini bile duymadın.

Ey modern insan sen hiç aşık bülbül gördün mü ?

Önce mevsimleri unuttun, sonra kır çiçeklerini

Hem nasıl unutmayacaksın ki ne toprak kaldı yanında ne de bir ağaç

Lâle’leri çoktan unuttun, gülleri görmezden geldin, sen hiç gelincik gördün mü?

Ey modern insan sahiden sen hiç gelincik gördün mü?

Senden Acem diyarındaki Kays’ı anlamını da beklemem

Onun aşkı uğruna Mecnun’luğu neden seçtiğini yıllardır anlamadın

Artık Leyla’lar görünmez oldu

Ey modern insan senin için güzel nedir gerçekten?

Ruhsal problemlerin, psikologlar önünde sıraların sebepleri bu

Sen sevemiyorsun bir insanı; sen toprağı, çiçeği, mevsimleri bile sevmiyorsun

Yağmurda saçların bozulmasın diye yağmurda yürümeyi unuttun

Ey modern insan en son ne zaman ıslandın?

Yaşamıyorsun ancak yaşıyorsun bir taş gibi

Taş bile aşkından çatlıyor atıyor kendini

Sen bitkisel hayatı girmişsin hayır betonsal hayata

Ey modern insan sahi sen yaşıyor musun?

Sen topraktan geldin toprağa gideceksin

Seni ancak toprak paklar ve mutlu eder

Toprakla uğraş insanlarla değil

Ey modern insan, en son ne zaman çıplak ayaklarınla topraklarda yürüdün?

Lalezar Çelebi, 25.01.2007





Mor

15 04 2007

 

Mor Güzele güzel yakışırmış ya

Mor ancak seninle güzel

Ne olur kimse fark etmese seni

Aynı karlar içinden çıkan mor çiçek gibi…

Lalezar Çelebi, 16.02.2007 11.40





Hokka Gibi

15 04 2007

 

Hokka gibi…
Göz yaşlarımı bir mürekkep bilip çektim kamışına
Her kağıda dokunuşun benim yangınlarımdı
Elif ve He gönlümden yükselen bir âh idi
Âh minel aşk” yazdın aşkı bilmeden
Aşk lâlem, aşk gözyaşımdır.

Lalezar Çelebi, 22.01.2007 /21.13





Gold

15 04 2007

 

Şair’in dediği gibi sadece yüzümü dökeceğim

Dedelerimden öğrendim ben yüz dökmeyi

Dedem Oturanboğa hiç ağlamamış mıydı

Yok ağladı ama gönüldeki yaş pek görülmezdi

Bir zamanlar toprağı sadece ekmeyi bilirdik

Şimdi toprak için insanların öldürüldüğünü ögrendik

Dünya ancak bulunduğumuz yerden ibaretti

Şimdi beyaz insanların, katillerin olduğu yerleri ögrendik

Neden geldiniz neden yıktınız dünyamızı

Toprak mıydı sizi buraya getiren

Ama siz toprağı da ekmiyorsunuz

Sadece toprağı çok derin kazıp sarı demirleri bulup bağırıyorsunuz

GOLD GOLD GOLD !!!

Lalezar Çelebi, 05.02.2007





Ağla

15 04 2007

 

Öyle bakma, ya ağla ya git

Uzakta ağla duymayayım seni

Göz yaşların toprağı sulasın

Yeni baharlara gebe kalan Bir gelincik bitsin toprağımda Şairlerin sana benzettiği ince ve asil

Bir aşık yüzünü döksün başında

Çetrefilli cümleler yazsın adını kimse bilmesin

Lalezar Çelebi, 19.02.2006





Anka

15 04 2007

 

Zümrüdüanka dediler, bazen simurg

Var zannetim aynı sen gibi

Sen de yoksun sadece hayalerimde varsın

Anka’lar da sadece kitaplarda kalmış

Ve Lâle’m sen de olmayacakmısın anka’lar gibi

Lalezar Çelebi, 22.01.2007 /22.48