<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Sâdâbâd &#187; Mektuplar</title>
	<atom:link href="http://sadabad.wordpress.com/category/mektuplar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://sadabad.wordpress.com</link>
	<description>Paylaşmak güzeldir...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 May 2009 16:18:29 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='sadabad.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/7fdbe581450d9626624291af528a5aab?s=96&#038;d=http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Sâdâbâd &#187; Mektuplar</title>
		<link>http://sadabad.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://sadabad.wordpress.com/osd.xml" title="Sâdâbâd" />
	<atom:link rel='hub' href='http://sadabad.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>beşinci mektup</title>
		<link>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/27/besinci-mektup/</link>
		<comments>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/27/besinci-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Mar 2007 18:04:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arz7</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mektuplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sadabad.wordpress.com/2007/03/27/besinci-mektup/</guid>
		<description><![CDATA[ 
aslında haşim’in o belde dediği yer olsa olsa cennettir ve şair cenneti dünyada bulamamanın ıstırabını çekmektedir. üstelik ordaki sevgilisi hayal ettiği eşidir ve de diğer kadınlar belki hurilerdir. “şair ister bilerek, ister bilmeyerek mutlak hakikati arayan kişidir” der necip fazıl poetikasında. haşim’in garip durumu da bunun en güzel örneği olsa gerektir.(Ali Rıza, 13.Aralık.2006)
Denizlerden
Esen bu ince [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sadabad.wordpress.com&blog=828397&post=37&subd=sadabad&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <img width="144" src="http://lh5.google.com.tr/image/ob.toprak/Rc32ocOS_qI/AAAAAAAAAS8/WF0VfcrhIW4/%C3%9CNYE.JPG?imgmax=144" height="108" style="width:144px;height:108px;" /></p>
<p class="msg Nth"><em>aslında haşim’in o belde dediği yer olsa olsa cennettir ve şair cenneti dünyada bulamamanın ıstırabını çekmektedir. üstelik ordaki sevgilisi hayal ettiği eşidir ve de diğer kadınlar belki hurilerdir. “şair ister bilerek, ister bilmeyerek mutlak hakikati arayan kişidir” der necip fazıl poetikasında. haşim’in garip durumu da bunun en güzel örneği olsa gerektir.(Ali Rıza, 13.Aralık.2006)</em><strong><em><span id="more-37"></span></em></strong></p>
<p>Denizlerden<br />
Esen bu ince hevâ saçlarınla eğlensin.<br />
Bilsen<br />
Melâl-i hasret ü gurbetle ufk-ı şâma bakan<br />
Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!</p>
<p>Ne sen,<br />
Ne ben,<br />
Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ,<br />
Ne de âlâm-ı fikre bir mersâ<br />
Olan bu mâi deniz<br />
Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz.<br />
 </p>
<p>Sana, yalnız bir ince taze kadın<br />
Bana, yalnızca eski bir budala<br />
Diyen bugünkü beşer<br />
Bu sefil iştiha, bu kirli nazar,<br />
Bulamaz sende bende bir mana!<br />
 </p>
<p>Ne bu akşamda bir gam-ı nermin<br />
Ne de durgun denizde bir muğber<br />
Lerze-i istîtâr ü istiğnâ.</p>
<p>Sen ve ben<br />
Ve deniz<br />
Ve bu akşam ki lerzesiz, sessiz<br />
Topluyor bû-yı ruhunu gûyâ,<br />
 </p>
<p>Uzak<br />
Ve mâi gölgeli bir beldeden cüda kalarak<br />
Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz&#8230;</p>
<p>O belde?<br />
Durur menâtık-ı dûşîze-i tahayyülde;<br />
Mâi bir akşam<br />
Eder üstünde daima ârâm;<br />
Eteklerinde deniz<br />
Döker ervâha bir sükûn-ı menâm.<br />
Kadınlar orda güzel, ince, saf, leylîdir,<br />
Hepsinin gözlerinde hüznün var<br />
Hepsi hemşîredir veyahut yâr;<br />
Dilde tenvîm-i ıztırabı bilir<br />
Dudaklarındaki giryende buseler, yahut,<br />
O gözlerindeki nîlî sükût-ı istifham.<br />
Onların ruhu şâm-ı muğberden<br />
Mütekâsif menekşelerdir ki<br />
Mütemâdi sükûn u samtı arar;<br />
Şu&#8217;le-i bî-ziyâ-yı hüzn-i kamer<br />
Mülteci sanki sade ellerine.<br />
O kadar nâtuvan ki, ah, onlar,<br />
Onların hüzn-i la&#8217;l ü müştereki,<br />
Sonra dalgın mesâ, o hasta deniz<br />
Hepsi benzer o yerde birbirine..<br />
 </p>
<p>O belde<br />
Hangi bir kıt&#8217;a-i muhayyelde?<br />
Hangi bir nehr-i dûr ile mahdûd?<br />
Bir yalan yer midir veya mevcûd<br />
Fakat bulunmayacak bir melâl-i hülya mı?<br />
Bilmem. yalnız<br />
Bildiğim sen ve ben ve mâi deniz<br />
Ve bu akşam ki eyliyor tehzîz<br />
Bende evtâr-ı hüzn ü ilhâmı&#8230;<br />
 </p>
<p>Uzak<br />
Ve mâi gölgeli bir beldeden cüda kalarak,<br />
Bu nefy ü hicre müebbed, bu yerde mahkumuz&#8230;<br />
 </p>
<p align="left">        GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE:</p>
<p align="left">        Denizlerden esen ince hava saçlarınla eğlensin. Hasret ve gurbet <!-- D(["mb","\u003cbr\&amp;gt;melaliyle akşam ufkuna bakan bu gözlerinle, bu hüznünle bilsen sen ne\u003cbr\&amp;gt;dilbersin!\u003cbr\&amp;gt;\u003cbr\&amp;gt;        Ne sen, ne ben, ne de güzelliğinde toplanan bu akşam, ne de fikrin \n\u003cbr\&amp;gt;elemlerine bir liman olan bu mavi deniz, MELALİ ANLAMAYAN NESLE AŞİNA DEĞİLİZ.\u003cbr\&amp;gt;Sana yalnız bir ince taze kadın, bana yalnızca eski bir budala diyen bugünkü\u003cbr\&amp;gt;insanlık, bu sefil iştiha, bu kirli bakış, bulamaz sende bende bir mana, ne bu \n\u003cbr\&amp;gt;akşamda ince bir gam, ne de durgun denizde bir kırgın gizleniş ve umursamazlık\u003cbr\&amp;gt;titreyişi.\u003cbr\&amp;gt;\u003cbr\&amp;gt;        O belde? Bakir hayal bölgelerinde durur; mavi bir akşam daima üstünde\u003cbr\&amp;gt;dinlenir, eteklerinde deniz ruhlara bir uyku sessizliği döker. Kadınlar orda \n\u003cbr\&amp;gt;güzel, ince, saf, geceye bağlıdır, hepsinin gözlerinde senin hüznün var, hepsi\u003cbr\&amp;gt;kız kardeş yahut sevgilidir; dudaklarındaki ağlayışlı öpüşler, yahut, o\u003cbr\&amp;gt;gözlerindeki mavi soru sükutu gönülde acıları uyutmasını bilir. Onların ruhu \n\u003cbr\&amp;gt;kızgın akşamdan kesif menekşelerdir ki durmadan sükûn ve sessizliği arar; ayın\u003cbr\&amp;gt;hüznünün ışıksız parıltısı sanki yalnız ellerine sığınmış. O kadar çelimsiz\u003cbr\&amp;gt;ki, ah, onlar, onların dilsiz ve ortak hüzünleri, sonra dolgun akşam, o hasta \n\u003cbr\&amp;gt;deniz, hepsi o yerde birbirine benzer. \u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt; \u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;        O belde hangi hayali kıtada? Hangi uzak\u003cbr\&amp;gt;nehirle sınırlı? Bir yalan yer midir veya mevcut? Fakat bulunmayacak bir hulya\u003cbr\&amp;gt;sığınağı mı? Bilmem.. Yalnız bildiğim sen ve ben ve mavi deniz ve bu akşam ki \n\u003cbr\&amp;gt;bende hüzün ve ilham tellerini titretiyor, uzak mavi bir ülkeden ayrı kalarak\u003cbr\&amp;gt;bu yerde bu sürgün ve hasrete ebediyen mahkûmuz...\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;______________________________\u003cWBR\&amp;gt;_________o____________________\u003cWBR\&amp;gt;________________\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt; \u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;         yeniden merhaba, yazdığım bunca şeye katlanıp okumak zahmetinde bulunan güzel yürekli insana...\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;         öncelikle efendim, asla bana artı bir yük değilsiniz. bundan bir an bile endişe duymayınız. zira yazmayı unutmuş bir adama, farkında olmadan en büyük iyiliği yapıyorsunuz. mektup benim her şeyimdir yazı türleri içinde. çünkü hem sıcaktır mektup, hem de doldurabilirseniz içini ortaya güzel bir &quot;minik eser&quot; çıkıverir. bendenizin haddi değilse de &quot;eser&quot; sözcüğü, yaza yaza olgunlaşırız; yazım ve ben, diye düşünürüm. \n",1] );  //--><br />
melaliyle akşam ufkuna bakan bu gözlerinle, bu hüznünle bilsen sen ne<br />
dilbersin!</p>
<p>        Ne sen, ne ben, ne de güzelliğinde toplanan bu akşam, ne de fikrin<br />
elemlerine bir liman olan bu mavi deniz, MELALİ ANLAMAYAN NESLE AŞİNA DEĞİLİZ!<br />
Sana yalnız bir ince taze kadın, bana yalnızca eski bir budala diyen bugünkü<br />
insanlık, bu sefil iştiha, bu kirli bakış, bulamaz sende bende bir mana, ne bu<br />
akşamda ince bir gam, ne de durgun denizde bir kırgın gizleniş ve umursamazlık<br />
titreyişi.</p>
<p>        O belde? Bakir hayal bölgelerinde durur; mavi bir akşam daima üstünde<br />
dinlenir, eteklerinde deniz ruhlara bir uyku sessizliği döker. Kadınlar orda<br />
güzel, ince, saf, geceye bağlıdır, hepsinin gözlerinde senin hüznün var, hepsi<br />
kız kardeş yahut sevgilidir; dudaklarındaki ağlayışlı öpüşler, yahut, o<br />
gözlerindeki mavi soru sükutu gönülde acıları uyutmasını bilir. Onların ruhu<br />
kızgın akşamdan kesif menekşelerdir ki durmadan sükûn ve sessizliği arar; ayın<br />
hüznünün ışıksız parıltısı sanki yalnız ellerine sığınmış. O kadar çelimsiz<br />
ki, ah, onlar, onların dilsiz ve ortak hüzünleri, sonra dolgun akşam, o hasta<br />
deniz, hepsi o yerde birbirine benzer.</p>
<p align="left">        O belde hangi hayali kıtada? Hangi uzak<br />
nehirle sınırlı? Bir yalan yer midir veya mevcut? Fakat bulunmayacak bir hulya<br />
sığınağı mı? Bilmem.. Yalnız bildiğim sen ve ben ve mavi deniz ve bu akşam ki<br />
bende hüzün ve ilham tellerini titretiyor, uzak mavi bir ülkeden ayrı kalarak<br />
bu yerde bu sürgün ve hasrete ebediyen mahkûmuz&#8230;</p>
<p align="left">_______________________o______________________</p>
<p align="left">        mektup benim her şeyimdir yazı türleri içinde. çünkü hem sıcaktır mektup, hem de doldurabilirseniz içini ortaya güzel bir &#8220;minik eser&#8221; çıkıverir. </p>
<p align="left">        gelelim günün şiirine ve onun garip şairine: </p>
<p align="left">        &#8221;o belde&#8221; adlı şiir, ahmet haşim ustanın bütün şiirlerini silip süpürecek kadar şairinin hayata bakışını anlatan bir şiirdir. ahmet haşim, fecr-i âtî edebiyatının en önemli şairidir kaynaklarda. ancak bence bu övgü yeterli değildir. zira bana göre fecr-i âtî adlı edebi akımın varlık sebebidir o. türk edebiyatında tek bir kişiye edebi dönem verilmesinin haşim dışında örneği de yoktur. belki mehmet akif ersoy ( R.A.) için -milli edebiyatın içinde serbest duruşludur- bu payeden bir miktar söz edilebilir. haşim&#8217;in yanına birkaç kıytırık isim koyarak -o da düzyazıda- dönemi kapatmışlardır. halen ordu lisesi&#8217;nde edebiyat muallimi olan, köyümün 8 tane edebiyat öğretmeninin pîri / üstadı durumundaki sevgili ağabeyim caner akyurt&#8217;a bir gün şöyle bir soru yöneltmiştim: eğer sen dindar bir insan olmasaydın, favori şairin kim olurdu? cevap kesinlikle haşim&#8217;di. maalesef haşim&#8217;de din yoktur. onu üstün kılan yegane iki şey vardır: bir dindarda olması gerekecek kadar büyük bir hüzün ve şairanelik. bu nedenledir ki, o belde şiirini ben iki kısım olarak ele alırım. bunlardan biri, hayranlık duyduğum hüzün kısmı, bir diğeri de şairin kendi hayal dünyasını ilgilendiren kısım. bendeniz bu şiirin hüzün mısralarının birçoğunu gayr-i ihtiyârî ezberlemiştim vaktiyle. hala da terennüm eyler dururum. <!-- D(["mb","\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;          haşim&#39;in o güzel mısralarına geçmeden önce çok kısa bir dedikodusunu yapacak olursak, kendisini çok çirkin görmesiyle ve sevgilisinin olmamasıyla meşhur ve de hastalıklı bir kişiliğe rastlarız. aslında onun da hayatında birkaç kadın olmuştur ama asla istediği sevgi ya da sevgiliyi bulamamanın üzüntüsü ve ümitsizliği, şiirinin belki de asıl konusudur. evet, zaman zaman insanı karamsarlığa sürükleyecek kadar ümitsizdir o. bu nedenle de; olan bitenin çırçıplak ortaya döküldüğü realiteden sürekli kaçmış ve hayale, hayalin hüznüne, hüznün en saldırgan saati olan akşam vaktine sığınmıştır. acı ve sıkıntı içinde bir hayat sürdürmüştür. \n\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;         &quot;imandır o cevher ki, ilahi, ne büyüktür \u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;          imansız olan paslı yürek sinede yüktür&quot;    diyen akif, haşim gibilerin düştüğü acı durumu ne güzel de anlatmıştır. \u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;          şiirin günümüz türkçesiyle verildiği nesrinden de anlayacağınız üzre, şiirde, hayal ürünü bir beldeden bahsedilmekte, orada kadınların, gerçekte olanların aksine, ne kadar da masum, ince, huzur veren yaratıklar olduğu vurgulanmaktadır. aslında haşim&#39;in o belde dediği yer olsa olsa cennettir ve şair cenneti dünyada bulamamanın ıstırabını çekmektedir. üstelik ordaki sevgilisi hayal ettiği eşidir ve de diğer kadınlar belki hurilerdir. &quot;şair ister bilerek, ister bilmeyerek mutlak hakikati arayan kişidir&quot; der nfk poetikasında. haşim&#39;in garip durumu da bunun en güzel örneği olsa gerektir. \n\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;          o belde&#39;de dört tane olmazsa olmaz vardır: &quot;sen, ben, güzelliğini sana borçlu olan akşam vakti, düşünce elemlerine bir sığınak olan mavi deniz...&quot; bu dörtlü varsa şair cennettedir adeta. ama bu şiirde beni asıl vuran mısralar bundan sonra geliyor. bu dörtlünün tamamının ortak paydası, &quot;melâli anlamayan nesle aşina değiliz&quot; mısraıdır. bu mısra, bel ki mısra-ı bercestedir. bu kadar güzel mi anlatılır hüznün üstünlük taşıyan güzelliği? inanılmaz derler ya, öylesine güzel bir sözdür bu. benim, cumhuriyet öncesi ve cumhuriyetin ilk yılları türk edebiyatında en çok sevdiğim şey, bugünden yüz yıl önce yazılmış bir şiirin ya da mısranın, taşıdığı anlamı hiç mi hiç kaybetmeden, bugüne de hitap ediyor olmasıdır ki, bugün de ben ve benim gibi düşünen az sayıdaki insan &quot;melâli anlamayan nesle aşina değiliz&quot;dir. cumhuriyetin nimetlerinden yararlanmayı bir kenara atıp; ilericiliği batı özentisi sanan zavallı ama zalim anlayışlar bomboş, kupkuru, kişiliksiz, duyarsız, yabancılaşmış bir nesil yaratarak öz kültüre en ağır darbeyi indirmişler; kendi yarattıkları bu zalim ve her şeyi tüketen neslin geldiği saldırgan, laf anlamaz, aptal duruma şaşkınlık ve çaresizlik içinde kayıtsız kalmışlardır. değer yargılarını kaybetmiş bu neslin her yaptığını normal göre göre, normal düşünenlere anormal muamelesi yapan bir toplumun bugünkü ahlaki çöküşünün ilk sinyallerinin verildiği bir dönemde yazıldığı belli olan bu mısraları, bu yüzden çok seviyor ve önemsiyorum. bir miktar hüzünlenip gözyaşı bile dökemez olmuşuz, taşa dönmüşüz zamanla. farkında olmadan beynimizi, ruhumuzu, erdemlerimizi satmışız zamanla. en acısı da kutsalımızı koruyamamışız. topluma -birtakım korku filmlerinde olduğu gibi- tarifi muhal ve inanılmaz bir hızla yayılan bir virüs bulaşmış adeta. bu virüsü kapmayan az sayıdaki insan da haşim&#39;in dediği gibi aşağılanmış hep: \n",1] );  //--></p>
<p align="left">          haşim&#8217;in o güzel mısralarına geçmeden önce çok kısa bir dedikodusunu yapacak olursak, kendisini çok çirkin görmesiyle ve sevgilisinin olmamasıyla meşhur ve de hastalıklı bir kişiliğe rastlarız. aslında onun da hayatında birkaç kadın olmuştur ama asla istediği sevgi ya da sevgiliyi bulamamanın üzüntüsü ve ümitsizliği, şiirinin belki de asıl konusudur. evet, zaman zaman insanı karamsarlığa sürükleyecek kadar ümitsizdir o. bu nedenle de; olan bitenin çırçıplak ortaya döküldüğü realiteden sürekli kaçmış ve hayale, hayalin hüznüne, hüznün en saldırgan saati olan akşam vaktine sığınmıştır. acı ve sıkıntı içinde bir hayat sürdürmüştür.</p>
<p align="left">         &#8221;imandır o cevher ki, ilahi, ne büyüktür</p>
<p align="left">          imansız olan paslı yürek sinede yüktür&#8221;    diyen akif, haşim gibilerin düştüğü acı durumu ne güzel de anlatmıştır.</p>
<p align="left">          şiirin günümüz türkçesiyle verildiği nesrinden de anlayacağınız üzre, şiirde, hayal ürünü bir beldeden bahsedilmekte, orada kadınların, gerçekte olanların aksine, ne kadar da masum, ince, huzur veren yaratıklar olduğu vurgulanmaktadır. aslında haşim&#8217;in o belde dediği yer olsa olsa cennettir ve şair cenneti dünyada bulamamanın ıstırabını çekmektedir. üstelik ordaki sevgilisi hayal ettiği eşidir ve de diğer kadınlar belki hurilerdir. &#8220;şair ister bilerek, ister bilmeyerek mutlak hakikati arayan kişidir&#8221; der necip fazıl poetikasında. haşim&#8217;in garip durumu da bunun en güzel örneği olsa gerektir.</p>
<p align="left">          o belde&#8217;de dört tane olmazsa olmaz vardır: &#8220;sen, ben, güzelliğini sana borçlu olan akşam vakti, düşünce elemlerine bir sığınak olan mavi deniz&#8230;&#8221; bu dörtlü varsa şair cennettedir adeta. ama bu şiirde beni asıl vuran mısralar bundan sonra geliyor. bu dörtlünün tamamının ortak paydası, &#8220;melâli anlamayan nesle aşina değiliz&#8221; mısraıdır. bu mısra, bel ki mısra-ı bercestedir. bu kadar güzel mi anlatılır hüznün üstünlük taşıyan güzelliği? inanılmaz derler ya, öylesine güzel bir sözdür bu. benim, cumhuriyet öncesi ve cumhuriyetin ilk yılları türk edebiyatında en çok sevdiğim şey, bugünden yüz yıl önce yazılmış bir şiirin ya da mısranın, taşıdığı anlamı hiç mi hiç kaybetmeden, bugüne de hitap ediyor olmasıdır ki, bugün de ben ve benim gibi düşünen az sayıdaki insan &#8220;melâli anlamayan nesle aşina değiliz&#8221;dir. cumhuriyetin nimetlerinden yararlanmayı bir kenara atıp; ilericiliği batı özentisi sanan zavallı ama zalim anlayışlar bomboş, kupkuru, kişiliksiz, duyarsız, yabancılaşmış bir nesil yaratarak öz kültüre en ağır darbeyi indirmişler; kendi yarattıkları bu zalim ve her şeyi tüketen neslin geldiği saldırgan, laf anlamaz, aptal duruma şaşkınlık ve çaresizlik içinde kayıtsız kalmışlardır. değer yargılarını kaybetmiş bu neslin her yaptığını normal göre göre, normal düşünenlere anormal muamelesi yapan bir toplumun bugünkü ahlaki çöküşünün ilk sinyallerinin verildiği bir dönemde yazıldığı belli olan bu mısraları, bu yüzden çok seviyor ve önemsiyorum. bir miktar hüzünlenip gözyaşı bile dökemez olmuşuz, taşa dönmüşüz zamanla. farkında olmadan beynimizi, ruhumuzu, erdemlerimizi satmışız zamanla. en acısı da kutsalımızı koruyamamışız. topluma -birtakım korku filmlerinde olduğu gibi- tarifi muhal ve inanılmaz bir hızla yayılan bir virüs bulaşmış adeta. bu virüsü kapmayan az sayıdaki insan da haşim&#8217;in dediği gibi aşağılanmış hep: <!-- D(["mb","\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;&quot;sana, yalnız bir ince, taze kadın\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt; bana, yalnızca eski bir budala \u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt; diyen bugünkü insanlık \u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt; bu sefil iştah, bu kirli bakış\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt; bulamaz sende bende bir mana&quot; derken, bırak onlar bulmasın bir mana diye haykırır sanki şair. bir anlam veremesin onlar der gibi...\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;        fakaaat! haşim kaybedenlerden olmuştur sonunda. çünkü ne o belde vardır, ne de o sevgili. ne güzelliğini sevgiliden alan akşam vakti, ne de mavi deniz... işte en acısı da budur. kazanan yine şeytanın askerleridir dünyada! çünkü dünya -kelime anlamıyla bile- alçaktır! realitesi acıdır dünyanın. çirkindir. çirkinliklerin kol gezdiği cehennemdir dünya hayatı. o yüzden şair, acı bir feryatla: \n\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;&quot;uzak ve mavi gölgeli bir beldeden ayrı kalarak, bu lanet yerde, bu sürgün ve hasrete ebediyen mahkumuz&quot; der. \u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;        hayır! akif öyle demez:\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;        &quot;ey dipdiri meyyit! iki el bir baş içindir\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;         davransana, eller de senin, baş da senindir!&quot; der.\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;        &quot;ye&#39;s öyle bataktır ki, düşersen boğulursun\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;         ümide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!&quot; der.\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;        &quot;â\u003cfont face\u003d\"\" size\u003d\"2\"\&amp;gt;tîyi karanlık görerek azmi bırakmak, \u003c/font\&amp;gt;\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;\u003cfont face\u003d\"\"\&amp;gt;\u003cfont size\u003d\"2\"\&amp;gt;         alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak!&quot; der. \u003c/font\&amp;gt;\u003c/font\&amp;gt;\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;\u003cfont face\u003d\"\"\&amp;gt;\u003cfont size\u003d\"2\"\&amp;gt;         &quot;karşında ziya yoksa; sağından, ya solundan \u003c/font\&amp;gt;\u003c/font\&amp;gt;\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;\u003cfont face\u003d\"\"\&amp;gt;\u003cfont size\u003d\"2\"\&amp;gt;          tek bir ışık olsun buluver... kalma yolundan!&quot; der. \u003c/font\&amp;gt;\u003c/font\&amp;gt;\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;\u003cfont face\u003d\"\"\&amp;gt;\u003cfont size\u003d\"2\"\&amp;gt;         &quot;alemde ziya kalmasa, halk etmelisin, halk! \u003c/font\&amp;gt;\u003c/font\&amp;gt;\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;\u003cfont face\u003d\"\"\&amp;gt;\u003cfont size\u003d\"2\"\&amp;gt;          ey elleri böğründe yatan şaşkın adam, kalk!&quot; der...",1] );  //--></p>
<p align="left">&#8220;sana, yalnız bir ince, taze kadın</p>
<p align="left"> bana, yalnızca eski bir budala </p>
<p align="left"> diyen bugünkü insanlık </p>
<p align="left"> bu sefil iştah, bu kirli bakış</p>
<p align="left"> bulamaz sende bende bir mana&#8221; derken, bırak onlar bulmasın bir mana diye haykırır sanki şair. bir anlam veremesin onlar der gibi&#8230;</p>
<p align="left">        fakaaat! haşim kaybedenlerden olmuştur sonunda. çünkü ne &#8220;o belde&#8221; vardır, ne de o sevgili. ne güzelliğini sevgiliden alan akşam vakti, ne de mavi deniz&#8230; işte en acısı da budur. kazanan yine şeytanın askerleridir dünyada! çünkü dünya -kelime anlamıyla bile- alçaktır! realitesi acıdır dünyanın. çirkindir. çirkinliklerin kol gezdiği cehennemdir dünya hayatı. o yüzden şair, acı bir feryatla:</p>
<p align="left">&#8220;uzak ve mavi gölgeli bir beldeden ayrı kalarak, bu lanet yerde, bu sürgün ve hasrete ebediyen mahkumuz&#8221; der. </p>
<p align="left">        hayır! akif öyle demez:</p>
<p align="left">        &#8220;ey dipdiri meyyit! iki el bir baş içindir</p>
<p align="left">         davransana, eller de senin, baş da senindir!&#8221; der.</p>
<p align="left">        &#8220;ye&#8217;s öyle bataktır ki, düşersen boğulursun</p>
<p align="left">         ümide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!&#8221; der.</p>
<p align="left">        &#8220;â<font size="2">tîyi karanlık görerek azmi bırakmak, </font></p>
<p align="left"><font size="+0"><font size="2">          alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak!&#8221; der. </font></font></p>
<p align="left"><font size="+0"><font size="2">         &#8221;karşında ziya yoksa; sağından, ya solundan </font></font></p>
<p align="left"><font size="+0"><font size="2">          tek bir ışık olsun buluver&#8230; kalma yolundan!&#8221; der. </font></font></p>
<p align="left"><font size="+0"><font size="2">         &#8221;alemde ziya kalmasa, halk etmelisin, halk! </font></font></p>
<p align="left"><font size="+0"><font size="2">          ey elleri böğründe yatan şaşkın adam, kalk!&#8221; der&#8230; <!-- D(["mb","\u003c/font\&amp;gt;\u003cbr\&amp;gt; \u003c/font\&amp;gt;\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;         der, der de; kolay değildir ki kalkmak. nefis kalır mı şeytanın emrinden geri. keşke &quot;o belde&quot; diye bir yer olsaydı. olmadığına göre, keşke melâl denizinde yıkanan bir neslimiz olsaydı. olmadığına göre, keşke ümide sımsıkı sarılanlardan olsaydık...\n\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;          &quot;ya hamiyyetsiz olsaydım, ya param olsa idi&quot; demişti akif. seyfi baba&#39;yı hasta yatağında ziyarete gidip ona üç beş kuruş harçlık vermek isteyince elini cebine atmış, para bulamamıştı. şimdi ben de bir başka açıdan o duyguyu yaşıyorum...\n\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;         ben, ne mi derim: kâh haşim gibi o belde&#39;ye kaçar hayalle yaşarım. kâh akif gibi haykırır ve çabalarım. bu ikisinin ortası da nfk&#39;dır zaten...\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;         efendim, bu gece bunlar vardı dimağımda. hislerim bunlardı. paylaştım çalakalem. elimden geldiğince. duyumsadığımı paylaştım yine. hakkınızı helal edin. gece ve günleriniz mubarek olsun, aydınlık olsun; Allah&#39;ın selamı, rahmeti, bereketiyle dolsun inşallah. hür ve sağlıklı kalmanız dileğiyle... \n\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;   \u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;        (KAMERA ARKASI :).. : az önce akif&#39;in beyitlerini yazarken ne oldu bilseniz. elektrik kesildi!!! nasıl korktum, bilemezsiniz! size bunu nasıl izah ederdim ben? onca emek... ama gmail farkı. otomatik kaydetmiş. çocuklar gibi sevindim, inanın! :))... )                 \n\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;          \u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv align\u003d\"left\"\&amp;gt;\u003cbr\&amp;gt; \u003c/div\&amp;gt;\n",0] );  //--></font><br />
 </font></p>
<p align="left">          der, der de; kolay değildir ki kalkmak. nefis kalır mı şeytanın emrinden geri. keşke &#8220;o belde&#8221; diye bir yer olsaydı. olmadığına göre, keşke melâl denizinde yıkanan bir neslimiz olsaydı. olmadığına göre, keşke ümide sımsıkı sarılanlardan olsaydık&#8230;</p>
<p align="left">          &#8220;ya hamiyyetsiz olsaydım, ya param olsa idi&#8221; demişti akif. seyfi baba&#8217;yı hasta yatağında ziyarete gidip ona üç beş kuruş harçlık vermek isteyince elini cebine atmış, para bulamamıştı. şimdi ben de bir başka açıdan o duyguyu yaşıyorum&#8230;</p>
<p align="left">         ben, ne mi derim: kâh haşim gibi o belde&#8217;ye kaçar hayalle yaşarım. kâh akif gibi haykırır ve çabalarım. bu ikisinin ortası da necip fazıl&#8217;dır zaten&#8230; </p>
<p align="left">Ali Rıza, 13 aralık 2006      </p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/sadabad.wordpress.com/37/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/sadabad.wordpress.com/37/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sadabad.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sadabad.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sadabad.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sadabad.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sadabad.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sadabad.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sadabad.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sadabad.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sadabad.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sadabad.wordpress.com/37/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sadabad.wordpress.com&blog=828397&post=37&subd=sadabad&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/27/besinci-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/261b68ff9faf9bc3ed0051352f6ba927?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">arz7</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://lh5.google.com.tr/image/ob.toprak/Rc32ocOS_qI/AAAAAAAAAS8/WF0VfcrhIW4/%C3%9CNYE.JPG?imgmax=144" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>dördüncü mektup</title>
		<link>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/27/dorduncu-mektup/</link>
		<comments>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/27/dorduncu-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Mar 2007 17:36:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arz7</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mektuplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sadabad.wordpress.com/2007/03/27/dorduncu-mektup/</guid>
		<description><![CDATA[ 
pekala, şimdi bir de günümüz magazin medyasına kulak verelim: “altı ay büyük aşk yaşadılar!”… yani… birbirlerinin bedenini (af buyrun) sömürdüler! aşk ne hale düştü şimdi… “çıkıyorlar” sözcüğüne hiç girmiyorum…(Ali Rıza, 28.Kasım.2006)

    bu aralar bende, hiç hoşlanmadığım bir ruh hali var. bazen yaşıyorum bunu. tuhaf hissediyorum. yorumsuz hissediyorum&#8230; konuşmak istemiyorum mesela. sanki birçok sır -hayata ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sadabad.wordpress.com&blog=828397&post=36&subd=sadabad&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="144" src="http://lh3.google.com.tr/image/ob.toprak/Rc3218OS_rI/AAAAAAAAATE/mn2Y--6i3aA/%C3%9Cnye%27de%20g%C3%BCn%20bat%C4%B1m%C4%B1.JPG?imgmax=144" height="108" style="width:144px;height:108px;" /> </p>
<p><em>pekala, şimdi bir de günümüz magazin medyasına kulak verelim: “altı ay büyük aşk yaşadılar!”… yani… birbirlerinin bedenini (af buyrun) sömürdüler! aşk ne hale düştü şimdi… “çıkıyorlar” sözcüğüne hiç girmiyorum…(Ali Rıza, 28.Kasım.2006)</em></p>
<p><span id="more-36"></span><br />
    bu aralar bende, hiç hoşlanmadığım bir ruh hali var. bazen yaşıyorum bunu. tuhaf hissediyorum. yorumsuz hissediyorum&#8230; konuşmak istemiyorum mesela. sanki birçok sır -hayata ve ölüme dair- çözülmüş de eylem sıkıntısı kalmış bir tek. böyle garip hissediyorum işte. konuşmaya hem mecalim yok, hem de kendimi tekrarladığımı düşünüyorum konuştukça. &#8220;her dem yeniden doğamama&#8221; sıkıntısı galiba. hani &#8220;yeni sözler söylemek lazım&#8221; demiş ya mevlana. yeni sözler, yeni keşiflerle mümkün aslında. yeni bir şey keşfetmekse &#8220;ümide sımsıkı sarılmak&#8221;tan geçiyor akif&#8217;in deyimiyle:    </p>
<p>          &#8220;ey dipdiri meyyit, iki el bir baş içindir</p>
<p>           davransana; eller de senin, baş da senindir&#8221;</p>
<p>     bazen atalet kaplıyor düşüncelerimi. davranmak bile beyhude geliyor. halbuki:</p>
<p>           &#8220;âtîyi karanlık görerek azmi bırakmak</p>
<p>            alçak bir ölüm varsa, eminim budur ancak</p>
<p>            dünyada, inanmam, hani görsem de gözümle</p>
<p>            îmânı olan kimse gebermez bu ölümle!&#8221;</p>
<p>diyen de akif. Allah ondan razı ve hoşnud ola. ve ona rahmet eyleye&#8230;</p>
<p>           &#8221;ye&#8217;s öyle bataktır ki düşersen boğulursun</p>
<p>             ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun&#8221;</p>
<p>            akif&#8230; başka söze ne gerek&#8230;</p>
<p>            ve fuzûlî:</p>
<p>            &#8220;aşk imiş her ne var alemde</p>
<p>             ilim bir kîl u kâl imiş ancak&#8221;</p>
<p>      pardon? ne dedin sen? ilim bir dedikodu diyorsun yani. onca fen, onca teknoloji, onca hesap, onca bilimsel veri&#8230; sadece dedikodu diyorsun. aşk diyorsun. aşk&#8230; hangi aşk?.. el-cevap : Allah aşkı&#8230; âmennâ&#8230; iyi de hiç kula aşık olmayan ne bilir aşkı?</p>
<p><!-- D(["mb","\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;             eski zamanlarda köyün birinde bir adam (af buyrun) eşeğini kaybetmiş. aramış taramış bulamamış adam. sonra komşu köye bakmak için yola düşmüş. komşu köyde bir adama eşeğini tarif etmiş ama nafile. sonra eşeğini sorduğu adam ona: &quot;bu köyde bir şeyh var. şu an köy odasında sohbet veriyor. orda kalabalık bir dinleyici topluluğu var. belki onlardan biri eşeğini görmüştür&quot; diyerek yollamış bizim köylüyü. neyse adam bulmuş sohbet mekanını. &quot;ağalar, demiş, ben eşeğimi kaybettim. içinizden onu gören oldu mu?&quot; şeyh efendi, müdahil olmuş duruma ve köylüye biraz oturup sohbeti dinlemesini, sohbetin bitmek üzere olduğunu ve sohbetten sonra eşeği birlikte arayabileceklerini söylemiş. adam oturmuş, dinlemeye başlamış. az sonra sohbetin sonu gelmiş ve şeyh, topluluğa: &quot;içinizde hiç aşık olmayan var mı?&quot; diye sormuş. adamın biri el kaldırmış. şeyh efendi bizim köylüye dönüp: &quot;işte, demiş, eşeğin bulundu!&quot;\n\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;              pekala, şimdi bir de günümüz magazin medyasına kulak verelim: &quot;altı ay büyük aşk yaşadılar!&quot;... yani... birbirlerinin bedenini (af buyrun) sömürdüler! aşk ne hale düştü şimdi... &quot;çıkıyorlar&quot; sözcüğüne hiç girmiyorum...\n\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt; \u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;              aşk... kesinlikle kavuşulan bir hakikat değildir. çünkü kavuşulan bir hakikat, hakikat olmaktan çıkar. sözü biraz ayıpsa da bir türküde: &quot;sevda baştan gitmiyor / sarılıp yatmayınca&quot; der. demek ki kavuşulunca o sevda baştan gidiyor. o nedenle değil midir ki, birbirlerine büyük bir aşk besleyerek kavuşanlar bir süre sonra birbirlerinden nefret eder hale gelir. çok örneği vardır bunun. \n\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;              aşık kimdir peki? tapandır ilahına. evet, evet; insan neye aşıksa ona tapar. orhan gencebay&#39;ın &quot;ilah gözlerin&quot; adlı bir şarkısı vardır. insan önce korkuyor bu sözlerden. Allah&#39;a ortak koşmaktır bu. iyi de aşığın başka şansı yoktur ki... tapmıyorsa zaten aşık değildir ki. adına ne denirse densin, aşk değildir tapma yoksa. aşık, sevgiliden başka ne düşünür, ne yer, ne içer, ne uyur? varsa yoksa &quot;o&quot; der. aşık, her şeyi -ölümü bile- göze almıştır ki, insan içinde rezil olmak da neymiş? aşağılanmak, hor görülmek? \n",1] );  //--></p>
<p>      eski zamanlarda köyün birinde bir adam (af buyrun) eşeğini kaybetmiş. aramış taramış bulamamış adam. sonra komşu köye bakmak için yola düşmüş. komşu köyde bir adama eşeğini tarif etmiş ama nafile. sonra eşeğini sorduğu adam ona: &#8220;bu köyde bir şeyh var. şu an köy odasında sohbet veriyor. orda kalabalık bir dinleyici topluluğu var. belki onlardan biri eşeğini görmüştür&#8221; diyerek yollamış bizim köylüyü. neyse adam bulmuş sohbet mekanını. &#8220;ağalar, demiş, ben eşeğimi kaybettim. içinizden onu gören oldu mu?&#8221; şeyh efendi, müdahil olmuş duruma ve köylüye biraz oturup sohbeti dinlemesini, sohbetin bitmek üzere olduğunu ve sohbetten sonra eşeği birlikte arayabileceklerini söylemiş. adam oturmuş, dinlemeye başlamış. az sonra sohbetin sonu gelmiş ve şeyh, topluluğa: &#8220;içinizde hiç aşık olmayan var mı?&#8221; diye sormuş. adamın biri el kaldırmış. şeyh efendi bizim köylüye dönüp: &#8220;işte, demiş, eşeğin bulundu!&#8221;</p>
<p>     pekala, şimdi bir de günümüz magazin medyasına kulak verelim: &#8220;altı ay büyük aşk yaşadılar!&#8221;&#8230; yani&#8230; birbirlerinin bedenini (af buyrun) sömürdüler! aşk ne hale düştü şimdi&#8230; &#8220;çıkıyorlar&#8221; sözcüğüne hiç girmiyorum&#8230;</p>
<p>     aşk&#8230; kesinlikle kavuşulan bir hakikat değildir. çünkü kavuşulan bir hakikat, hakikat olmaktan çıkar. sözü biraz ayıpsa da bir türküde: &#8220;sevda baştan gitmiyor / sarılıp yatmayınca&#8221; der. demek ki kavuşulunca o sevda baştan gidiyor. o nedenle değil midir ki, birbirlerine büyük bir aşk besleyerek kavuşanlar bir süre sonra birbirlerinden nefret eder hale gelir. çok örneği vardır bunun.</p>
<p>     aşık kimdir peki? tapandır ilahına. evet evet; insan neye aşıksa ona tapar. orhan gencebay&#8217;ın &#8220;ilah gözlerin&#8221; adlı bir şarkısı vardır. insan önce korkuyor bu sözlerden. Allah&#8217;a ortak koşmaktır bu. iyi de aşığın başka şansı yoktur ki&#8230; tapmıyorsa zaten aşık değildir ki. adına ne denirse densin, aşk değildir tapma yoksa. aşık, sevgiliden başka ne düşünür, ne yer, ne içer, ne uyur? varsa yoksa &#8220;o&#8221; der. aşık, her şeyi -ölümü bile- göze almıştır ki, insan içinde rezil olmak da neymiş? aşağılanmak, hor görülmek? <!-- D(["mb","\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;              &quot;fuzûlî rind-i şeydâdır, hemîşe halka rüsvâdır\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;               sorun kim bu ne sevdadır, bu sevdadan usanmaz mı&quot;\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;&quot;fuzûlî aşıkların rindidir. her zaman halka rezil rüsva olandır.&quot;\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;              Kays, yani mecnun neden meşhurdur? ferhad ya da kerem? kavuşamamışlardır da ondan...\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;              aşık maşukuna tapar, dedik. işte şimdi anlıyorum muhammed ikbal&#39;in şu sözünü: &quot;müslüman, eğer aşık değilse kafirdir!&quot; aman yâ Rabbî...\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;              evet, müslümana düşen; dünyada asla kavuşamayacağı varlığa aşık olmaktır haddizatında. kavuşamayacağı için aşkı da bitmeyecek, aksine artacaktır. işte şimdi anlıyorum fuzûlî&#39;nin derdini. dünya aşklarının geçiciliğini. mevlana&#39;nın şems&#39;e kaçışını ve: &quot;derdiniz yoksa Allah&#39;tan dert isteyin!&quot; sözünü. &quot;bela-yı aşk&quot;ın kıymetini... lakin ben kendi adıma aşksızlığımın / eşekliğimin kurbanıyım aslında. şimdi anlıyorum akif&#39;i:\n\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;              &quot;müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;               alem aldatmaksa maksat, aldanan yok, nafile\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;               kaç hakiki müslüman gördümse hep makberdedir\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;               müslümanlık bilmem amma galiba göklerdedir&quot;\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;(bu yazıda yazdıklarım bir öğretiden öte kendime söylediklerimdir. zira size öğretmek, haddimi aşmak olduğu gibi, benim gibi birinin birikiminin de yeterli olduğu bir durum değildir. bilginize arz olunur...)\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;               efendim, çok ağrıttım başınızı yine. aslında geçen gece msn&#39;ye girer girmez sizi çevrimiçi gördüm. siz de çıkmak üzereymişsiniz. sohbet nasib olmadı. sözlerimi, mecnun&#39;un ve hz. Ali(ra)&#39;nin güzel örnekleriyle bitirmek istiyorum. hz. Ali&#39;nin bacağına hançer saplanır. onu çıkaracakları zaman, acı çekmesinden korkarlar. o da &quot;durun&quot; der, &quot;namaza durayım da, onu öyle çıkarın.&quot; çünkü namaza benim gibi değil, aşk ile durduğundan acı çekmeyecektir.\n\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;",1] );  //--></p>
<p>              &#8220;fuzûlî rind-i şeydâdır, hemîşe halka rüsvâdır</p>
<p>               sorun kim bu ne sevdadır, bu sevdadan usanmaz mı&#8221;</p>
<p>     &#8220;fuzûlî aşıkların rindidir. her zaman halka rezil rüsva olandır.&#8221;</p>
<p>      Kays, yani mecnun neden meşhurdur? ferhad ya da kerem? kavuşamamışlardır da ondan&#8230;</p>
<p>      aşık maşukuna tapar, dedik. işte şimdi anlıyorum muhammed ikbal&#8217;in şu sözünü: &#8220;müslüman, eğer aşık değilse kafirdir!&#8221; aman yâ Rabbî&#8230;</p>
<p>      evet, müslümana düşen; dünyada asla kavuşamayacağı varlığa aşık olmaktır haddizatında. kavuşamayacağı için aşkı da bitmeyecek, aksine artacaktır. işte şimdi anlıyorum fuzûlî&#8217;nin derdini. dünya aşklarının geçiciliğini. mevlana&#8217;nın şems&#8217;e kaçışını ve: &#8220;derdiniz yoksa Allah&#8217;tan dert isteyin!&#8221; sözünü. &#8220;bela-yı aşk&#8221;ın kıymetini&#8230; lakin ben kendi adıma aşksızlığımın / eşekliğimin kurbanıyım aslında. şimdi anlıyorum akif&#8217;i:</p>
<p>              &#8220;müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile</p>
<p>               alem aldatmaksa maksat, aldanan yok, nafile</p>
<p>               kaç hakiki müslüman gördümse hep makberdedir</p>
<p>               müslümanlık bilmem amma galiba göklerdedir&#8221;</p>
<p>      sözlerimi, mecnun&#8217;un ve hz. Ali(ra)&#8217;nin güzel örnekleriyle bitirmek istiyorum. hz. Ali&#8217;nin bacağına hançer saplanır. onu çıkaracakları zaman, acı çekmesinden korkarlar. o da &#8220;durun&#8221; der, &#8220;namaza durayım da, onu öyle çıkarın.&#8221; çünkü namaza benim gibi değil, aşk ile durduğundan acı çekmeyecektir.</p>
<p><!-- D(["mb","               mecnun, leyla aşkıyla çöllere atar kendini. gözü görmez olur üstelik. tipik bir aşık hali içinde perişan ve pejmürde bir halde sürünmektedir çölde. farkında olmadan, namaz kılan bir bedevînin önünden geçer mecnun. bedevî hemen namazı bitirir, koşar, mecnun&#39;u kolundan yakalayıp sarsar: &quot;utanmıyormusun be adam?! namaz kılanın önünden geçilir mi?!&quot; mecnun gayet sakin bir rind haliyle adama döner ve: &quot;sen&quot; der, &quot;hem namaz kılıyorsun, hem de beni görüyorsun öyle mi?!&quot;\n\u003c/div\&amp;gt;\n\u003cdiv\&amp;gt;              Allah sıhhat ve afiyetten, bir de huzurdan ayırmasın efendim. her daim hür olmanız dileğiyle... Rahman&#39;a emanet...\u003c/div\&amp;gt;\n",0] ); D(["ce"]);  //-->      mecnun, leyla aşkıyla çöllere atar kendini. gözü görmez olur üstelik. tipik bir aşık hali içinde perişan ve pejmürde bir halde sürünmektedir çölde. farkında olmadan, namaz kılan bir bedevînin önünden geçer mecnun. bedevî hemen namazı bitirir, koşar, mecnun&#8217;u kolundan yakalayıp sarsar: &#8220;utanmıyor musun be adam?! namaz kılanın önünden geçilir mi?!&#8221; mecnun gayet sakin bir rind haliyle adama döner ve: &#8220;sen&#8221; der, &#8220;hem namaz kılıyorsun, hem de beni görüyorsun öyle mi?!&#8221;</p>
<p>Ali Rıza, 28 kasım 2006</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/sadabad.wordpress.com/36/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/sadabad.wordpress.com/36/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sadabad.wordpress.com/36/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sadabad.wordpress.com/36/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sadabad.wordpress.com/36/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sadabad.wordpress.com/36/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sadabad.wordpress.com/36/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sadabad.wordpress.com/36/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sadabad.wordpress.com/36/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sadabad.wordpress.com/36/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sadabad.wordpress.com/36/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sadabad.wordpress.com/36/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sadabad.wordpress.com&blog=828397&post=36&subd=sadabad&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/27/dorduncu-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/261b68ff9faf9bc3ed0051352f6ba927?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">arz7</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://lh3.google.com.tr/image/ob.toprak/Rc3218OS_rI/AAAAAAAAATE/mn2Y--6i3aA/%C3%9Cnye%27de%20g%C3%BCn%20bat%C4%B1m%C4%B1.JPG?imgmax=144" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>üçüncü mektup</title>
		<link>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/19/ucuncu-mektup/</link>
		<comments>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/19/ucuncu-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Mar 2007 18:36:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arz7</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mektuplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sadabad.wordpress.com/2007/03/19/ucuncu-mektup/</guid>
		<description><![CDATA[ 
bir göl/deniz/ırmak bul. bir çiçek bul. bir nesne
bul, ne biliim sevdiğin bir şey olsun. ona anlat
hayallerini/umutlarını/sevinçlerini/hüzünlerini. bir
ağaçla dostluk kur belki. ona anlat. göreceksin çok
şey değişecek. sonra fark edeceksin güzel insanları.
sadece onlarla paylaşmayı öğreneceksin. ve huzur
gelecek, tarif edemediğin bir huzur…(Ali Rıza, 31.01.2001)

          insanları anlamak gerçekten de zor. bunu yaşayan
sadece sen diilsin. ama insan, yaşadığı sıkıntıyı
dünyanın en [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sadabad.wordpress.com&blog=828397&post=35&subd=sadabad&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="144" src="http://lh3.google.com.tr/image/aliriza7/Rb036naTPqI/AAAAAAAAAHI/C7q6kZUtZ3w/manzara9.jpg?imgmax=144" height="108" style="width:144px;height:108px;" /> </p>
<p><em>bir göl/deniz/ırmak bul. bir çiçek bul. bir nesne<br />
bul, ne biliim sevdiğin bir şey olsun. ona anlat<br />
hayallerini/umutlarını/sevinçlerini/hüzünlerini. bir<br />
ağaçla dostluk kur belki. ona anlat. göreceksin çok<br />
şey değişecek. sonra fark edeceksin güzel insanları.<br />
sadece onlarla paylaşmayı öğreneceksin. ve huzur<br />
gelecek, tarif edemediğin bir huzur…(Ali Rıza, 31.01.2001)<br />
</em><span id="more-35"></span></p>
<p>          insanları anlamak gerçekten de zor. bunu yaşayan<br />
sadece sen diilsin. ama insan, yaşadığı sıkıntıyı<br />
dünyanın en büyük sıkıntısı sanırmış. ateş düştüğü<br />
yeri yakıyor değil mi?<br />
          ben de çok acı çekiyorum. üstelik acı, hiç ara<br />
vermiyor bana gelişine&#8230;<br />
          &#8220;hep mi böyle?&#8221; diyorsun ya, diildir belki. belki<br />
başka bir yerde/zamanda diildir. ama galiba sorunun<br />
büyük bölümü biziz. hep beklentiyle yaşıyoruz. bence<br />
beklentilerimizdir bizi üzen. düşünsene; bir günde kaç<br />
değersiz insana haddinden fazla değer biçiyoruz? kaç<br />
müsveddeyi &#8220;insan&#8221; sanıp yöneliyoruz? ve hepsinden<br />
aynı iki yüzlü tavrı görüyoruz&#8230; insanlardan bir<br />
şeyler (güzel tavırlar vb.) beklemesek belki, hayal<br />
kırıklığına uğramayacağız. belki de yapabildikleri<br />
küçük bir güzellik için mutlu olacağız. </p>
<p>          biz hep güzel davransınlar istiyoruz. bir gün bir<br />
yerde bir güzellik buluyoruz. onu önümüze gelenle<br />
paylaşıp yok ediyoruz. bir tür iradesizlik bu. yani<br />
insana duyduğumuz ihtiyaç bize güzel insan ayrımına<br />
gitmeden paylaşmayı salık veriyormuş gibi<br />
davranıyoruz. halbuki; bazı böcekler vardır,<br />
(afedersin) pislikte yaşarlar ve gül bahçesi onları<br />
sıkar. onlar balı kusacaklardır. vücutları bala<br />
elverişsizdir. biz buna aldırmadan, güzelliği<br />
kusanları ayırt etmeden sunuyoruz temiz/tertemiz duygu<br />
ve düşüncelerimizi. baktığım pencereden böyle<br />
görünüyor. işte beklentisizlik burda önem kazanıyor.<br />
hiç kimseden -basit bir iyiliği bile- beklemeyince,<br />
rahat edersin. zaten çıkmaz diye düşünürsün. az da<br />
olsa bir güzellik bulursan çok fazla mutlu olursun:<br />
şaşkın bir mutluluk yani&#8230;<br />
          benim düşüncelerim böyle&#8230; daha çok darbe<br />
yiyeceksin. her biri bir öncekini aratacak cinsten<br />
darbeler. ama inadına iyi olacak ve inadına<br />
arayacaksın güzeli. hayatın güzelin/balın peşinde<br />
geçecek. zaten istemesen de böyle olacak. yoksa<br />
çirkinlikleri kusarsın. bir kere tatmışsın ya balı.<br />
hiç şansın yok!..<br />
          hep kaçıyoruz hüzünden. sonra yakalanıyoruz<br />
olmadık bir yerde. kaçmasak, acıyı içimizde<br />
yaşasak/yaşatsak, bal eylesek yani böyle mi olurdu?<br />
geniş bir yüreğin olacak. seveceksin tabii ki; insanı,<br />
çiçeği, mavi rengini denizin ve göğün&#8230; ama<br />
elletmeyeceksin pisliklere, sahtekarlara. belki de<br />
bunu salt ihanet etmemek için yapacaksın kendine&#8230;<br />
          bir göl/deniz/ırmak bul. bir çiçek bul. bir nesne<br />
bul, ne biliim sevdiğin bir şey olsun. ona anlat<br />
hayallerini/umutlarını/sevinçlerini/hüzünlerini. bir<br />
ağaçla dostluk kur belki. ona anlat. göreceksin çok<br />
şey değişecek. sonra fark edeceksin güzel insanları.<br />
sadece onlarla paylaşmayı öğreneceksin. ve huzur<br />
gelecek, tarif edemediğin bir huzur&#8230;<br />
          birçok -maddi/manevi- sorunumun içinde en çok ne<br />
istiyorum biliyor musun: sadeleşmek! evet, sadeleşmek<br />
istiyorum, tanıdığım insanlardan, yarım bıraktığım her<br />
şeyden. böylece sorunlarımdan sadeleşmek&#8230;<br />
          benim dağarcığımda bunlar varmış bugün. çalakalem<br />
yazdım yine: geldiği gibi. böylesini severim&#8230;</p>
<p>Ali Rıza, 31 ocak 2001</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/sadabad.wordpress.com/35/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/sadabad.wordpress.com/35/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sadabad.wordpress.com/35/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sadabad.wordpress.com/35/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sadabad.wordpress.com/35/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sadabad.wordpress.com/35/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sadabad.wordpress.com/35/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sadabad.wordpress.com/35/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sadabad.wordpress.com/35/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sadabad.wordpress.com/35/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sadabad.wordpress.com/35/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sadabad.wordpress.com/35/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sadabad.wordpress.com&blog=828397&post=35&subd=sadabad&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/19/ucuncu-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/261b68ff9faf9bc3ed0051352f6ba927?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">arz7</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://lh3.google.com.tr/image/aliriza7/Rb036naTPqI/AAAAAAAAAHI/C7q6kZUtZ3w/manzara9.jpg?imgmax=144" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>ikinci mektup</title>
		<link>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/19/ikinci-mektup/</link>
		<comments>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/19/ikinci-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Mar 2007 18:31:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arz7</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mektuplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sadabad.wordpress.com/2007/03/19/ikinci-mektup/</guid>
		<description><![CDATA[ 
 yine hüzünlüyüm bu akşam. belki her akşam kadar.
hüzün -bir anlamda- kuşatıyor hayatımı. “adam gibi”
yaşamaktan hüznü, şikayet etmem. hatta zevktir/hazdır
öylesi bir hüzün. çok şey öğrenirsin ondan. kötü olan;
sürekli bir sıkıntıya düşmek, arabesk bir melankoli
yaşamaktır. hüzünde ise sevgi vardır, yüce bir emek
vardır. bazen acıya “hoşgeldin” diyebilmektir hüzün.
şairin ifadesiyle “acıyı bal eylemek”tir…(Ali Rıza, 03.01.2001)
           yine hüzünlüyüm bu akşam. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sadabad.wordpress.com&blog=828397&post=34&subd=sadabad&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="144" src="http://lh5.google.com.tr/image/aliriza7/Rb03fHaTPYI/AAAAAAAAAE4/0QQsuXuJq3Y/sunset7.jpg?imgmax=144" height="108" style="width:144px;height:108px;" /> </p>
<p><em> yine hüzünlüyüm bu akşam. belki her akşam kadar.<br />
hüzün -bir anlamda- kuşatıyor hayatımı. “adam gibi”<br />
yaşamaktan hüznü, şikayet etmem. hatta zevktir/hazdır<br />
öylesi bir hüzün. çok şey öğrenirsin ondan. kötü olan;<br />
sürekli bir sıkıntıya düşmek, arabesk bir melankoli<br />
yaşamaktır. hüzünde ise sevgi vardır, yüce bir emek<br />
vardır. bazen acıya “hoşgeldin” diyebilmektir hüzün.<br />
şairin ifadesiyle “acıyı bal eylemek”tir…(Ali Rıza, 03.01.2001)</em><span id="more-34"></span></p>
<p>           yine hüzünlüyüm bu akşam. belki her akşam kadar.<br />
hüzün -bir anlamda- kuşatıyor hayatımı. &#8220;adam gibi&#8221;<br />
yaşamaktan hüznü, şikayet etmem. hatta zevktir/hazdır<br />
öylesi bir hüzün. çok şey öğrenirsin ondan. kötü olan;<br />
sürekli bir sıkıntıya düşmek, arabesk bir melankoli<br />
yaşamaktır. hüzünde ise sevgi vardır, yüce bir emek<br />
vardır. bazen acıya &#8220;hoşgeldin&#8221; diyebilmektir hüzün.<br />
şairin ifadesiyle &#8220;acıyı bal eylemek&#8221;tir&#8230;<br />
          yılmaz erdoğan, &#8220;oto gargara&#8221;sının bir sahnesinde<br />
aynen şöyle der:<br />
         &#8220;adam gibi hüzünlerdir adam eden adamı//ağlamayı<br />
bilmeyenin kahkahasından bir b.k olmaz!&#8221;<br />
          bu sözü çok sevdim ben. kaba da olsa -affına<br />
sığınarak- paylaşmak istedim.<br />
          şarkılar ve şiirlerde hep o yok mudur?     hani<br />
&#8220;akşam oldu / hüzünlendim ben yine&#8221;&#8230;<br />
    <br />
     &#8220;dört yanımda uçurumlar<br />
      paramparça bir hayat<br />
      çıldırtan yalnızlıklar<br />
      ve melankoli&#8230;&#8221;<br />
     <br />
     &#8220;kendi gitti<br />
      ismi bile kalmadı yadigar<br />
      yalnız şu beyit kaldı<br />
      kahve ocağında, el yazısıyla:<br />
      &#8216;ölüm Allah&#8217;ın emri<br />
       ayrılık olmasaydı&#8217;&#8230;&#8221;</p>
<p>          biliyor musun, &#8220;şafak türküsü&#8221;nde en çok sevdiğim<br />
bölüm şurası:<br />
     &#8220;ölmek ne garip şey anne<br />
      bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı</p>
<p>      sedef kakmalı bir kutu içinde<br />
      vermek isterdim çocukların eline<br />
      sonra, sonra benim güzel annem<br />
      damdan düşer gibi<br />
      vurulmak isterdim bir kıza<br />
      gecenin kıyısında durmuşum<br />
      kefenin cebi yok<br />
      koynuma yıldız doldurmuşum<br />
      koşun çocuklar koşun<br />
      sabah, üstüme üstüme geliyor&#8230;&#8221;</p>
<p>Ali Rıza, 3 ocak 2001</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/sadabad.wordpress.com/34/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/sadabad.wordpress.com/34/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sadabad.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sadabad.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sadabad.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sadabad.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sadabad.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sadabad.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sadabad.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sadabad.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sadabad.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sadabad.wordpress.com/34/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sadabad.wordpress.com&blog=828397&post=34&subd=sadabad&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/19/ikinci-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/261b68ff9faf9bc3ed0051352f6ba927?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">arz7</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://lh5.google.com.tr/image/aliriza7/Rb03fHaTPYI/AAAAAAAAAE4/0QQsuXuJq3Y/sunset7.jpg?imgmax=144" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>birinci mektup</title>
		<link>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/19/birinci-mektup/</link>
		<comments>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/19/birinci-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Mar 2007 18:27:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>arz7</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mektuplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sadabad.wordpress.com/2007/03/19/birinci-mektup/</guid>
		<description><![CDATA[      
bu durumu birkaç kez yaşadım.
sanki hayatın şifresini bulmak gibidir. ayakların yere
basmaz. çocuklar kadar mutlu ve umarsız olursun. bi
süre sonra realitenin acımasız tokadını yediğinde
aklın başına gelir. ama yine de yaşadığın en güzel
şey/şeyler olarak hatırlarsın o anları…(Ali Rıza, 29.10.2000) 
        Merhaba sevgili dost,
        Gönderdiğin dörtlük ve bu dörtlüğe dair düşüncelerimi yazdım bu mektupta:
         &#8221;görünmez cevheri buldum diyerek
          körlüğü kör [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sadabad.wordpress.com&blog=828397&post=33&subd=sadabad&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <img width="144" src="http://lh3.google.com.tr/image/aliriza7/Rb03dnaTPXI/AAAAAAAAAEw/AeCnW8PsTqk/sunset12.jpg?imgmax=144" height="108" style="width:144px;height:108px;" />     </p>
<p><em>bu durumu birkaç kez yaşadım.<br />
sanki hayatın şifresini bulmak gibidir. ayakların yere<br />
basmaz. çocuklar kadar mutlu ve umarsız olursun. bi<br />
süre sonra realitenin acımasız tokadını yediğinde<br />
aklın başına gelir. ama yine de yaşadığın en güzel<br />
şey/şeyler olarak hatırlarsın o anları…(Ali Rıza, 29.10.2000) </em></p>
<p><span id="more-33"></span>        Merhaba sevgili dost,</p>
<p>        Gönderdiğin dörtlük ve bu dörtlüğe dair düşüncelerimi yazdım bu mektupta:</p>
<p>         &#8221;görünmez cevheri buldum diyerek<br />
          körlüğü kör ettim deli bir taşla<br />
          bilmeyi bilmeden bildim diyerek<br />
          boşluğu doldurdum dolu bir boşla&#8221;</p>
<p>         görünmez cevher; insanlar için, idelerdir. yani<br />
kimin idealinde ne varsa o kastedilir. bunu çok geniş<br />
düşünebilirsin. ancak burada biz erdemli/güzel/insani<br />
bir ide olarak alacağız. deli bir taşla körlüğün kör<br />
edilmesi, insanın, idealini bulma ya da ona kavuşma<br />
coşkusuyla yaşadığı devinimdir. bu, genellikle uzun<br />
sürmez. çünkü ulaşılan gerçeklik, bir süre sonra<br />
yetersiz kalacaktır. (bu durumu birkaç kez yaşadım.<br />
sanki hayatın şifresini bulmak gibidir. ayakların yere<br />
basmaz. çocuklar kadar mutlu ve umarsız olursun. bi<br />
süre sonra realitenin acımasız tokadını yediğinde<br />
aklın başına gelir. ama yine de yaşadığın en güzel<br />
şey/şeyler olarak hatırlarsın o anları&#8230;)<br />
        aşıkların durumu da böyledir. hayata farklı ve daha<br />
bir coşkulu bakarsın aşıkken. kısaca; hayatın anlamını<br />
bulduğunu sanmaktır bu.<br />
        insanın cevher sandığı şeyi bulmadan önceki halidir<br />
körlük. onu da yaşadığın coşku/helecan haliyle yok<br />
edersin/ettiğini sanırsın. ruyada gibisindir. bir de<br />
delilik tıbbi anlamda diildir. bazen deli yanlarımız<br />
gerekir hayata. kastedilen o ruh halidir.<br />
        çirkin ve acımasız realiteyle karşılaşınca,<br />
tutunduğun cevherin sahte olduğunu, serap gördüğünü;<br />
dolayısıyla, daha bilmeyi bile bilmediğini fark<br />
edersin. son iki mısrada bu durum anlatılıyor.<br />
        artık tekrar boşluktasındır. aşık için sevgili<br />
yoktur artık. idealize edilen şey yoktur. yine her<br />
sabah ağır bir hayata uyanırsın. bitmiştir o coşku.<br />
büyüdüğünü fark eden çocuğun hüznü gibidir bu. ama bi<br />
şekilde tutunursun hayata. işte o halin boşluk<br />
doldurmaktır. dolduramazsın ama ümidin vardır. belki<br />
bir sabah&#8230;<br />
        dolu bir boş tezatı; avuntuların ve boş<br />
tesellilerindir. güçsüzsen hayata karşı, kendini<br />
külünden yaratamaz ve mağlub olursun. güçlüysen&#8230;<br />
beklersin hala&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>      NOTLAR:<br />
1. BU YAZILANLAR TAMAMEN BENİM KİŞİSEL YORUMUMDUR.   <br />
SONUÇTA HER İNSAN BİRİKİMİ KADAR YORUM YAPAR.</p>
<p>2. AŞIK ÖRNEĞİ, ALANIMLA İLGİLİDİR. EDEBİYATTA HER<br />
ŞEYİN TEMELİ AŞKTIR:<br />
          aşk imiş her ne var alemde<br />
          ilim bir kıyl ü kal imiş ancak<br />
                              FUZULİ<br />
kıyl ü kal: dedikodu</p>
<p>3. BU YAZI; &#8220;ASLINDA HAYAT, ÖLÜME KADAR BİR ARAYIŞ VE<br />
BEKLEMEKTEN İBARETTİR.&#8221;  DÜŞÜNCESİNDEN HAREKETLE<br />
OLUŞTURULMUŞTUR. DÖRTLÜĞÜN ANA FİKRİ BENCE BUDUR.<br />
         &#8220;bulup bulup yitirmekmiş<br />
          düşsel bir oyuncağı..&#8221;<br />
                                <br />
&#8230;VE HANGİSİNE ULAŞIRSAK &#8220;BU DEĞİL&#8221; DERİZ.</p>
<p>Ali Rıza, 29 ekim 2000</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/sadabad.wordpress.com/33/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/sadabad.wordpress.com/33/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/sadabad.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/sadabad.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/sadabad.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/sadabad.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/sadabad.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/sadabad.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/sadabad.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/sadabad.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/sadabad.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/sadabad.wordpress.com/33/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=sadabad.wordpress.com&blog=828397&post=33&subd=sadabad&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sadabad.wordpress.com/2007/03/19/birinci-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/261b68ff9faf9bc3ed0051352f6ba927?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">arz7</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://lh3.google.com.tr/image/aliriza7/Rb03dnaTPXI/AAAAAAAAAEw/AeCnW8PsTqk/sunset12.jpg?imgmax=144" medium="image" />
	</item>
	</channel>
</rss>